The site is undergoing maintenance and is currently not available

Yeni parti kuracaklar, söyleyin bu da mı Tayyip beyin suçu?

11 Temmuz 2019 Perşembe

 

Beraber yürünülen insanlar, “Olmuyor.. Olmuyor” diyorlar ya..

17 yılın 15 yılında bakanlık yapmış isimler, “Aidiyet hissim kalmadı” diyorlar ya..

Bir üniversitede, binlerce profesörden birisi iken, önce Dışişleri Bakanlığıkoltuğuna, sonra da Başbakanlık koltuğuna oturtulan isimler, “Bugün susma vakti değildir, yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç var” diyor ya..

Hepsine bir çağrım var..

Yüzlerce sorunumuz arasında..

Sürekli ötelenen..

“Sonra hallederiz” denilen..

“Bir ara bakarız” gözü ile geciktirilen..

“Ama şimdi Darwin’cilerin hepsini üzerimize saldırtırız” diye korkulan..

“Solcular mümkün değil, bu işe ‘Peki’ demezler.. Bu konuya biraz daha çalışmamız, kamuoyu desteği almamız lazım..” denilen..

Ders kitaplarındaki ateist bakış açısına bir neşter vuralım..

Bir haftadır, haberlerimiz sürüyor..

Bugün de, “Biyoloji ve kimya ders kitaplarında da zehir saçıyorlar” diye aktarılıyor.

Yarım asırlık eğitimci kimliği ile, yazarımız Ali Erkan Kavaklı araştırıp aktardı..

Muhammet Uzun haberleştirdi..

Kendi oğlumun, imam hatip ortaokul ders kitabında gördüğümde, şaşkınlık yaşamıştım..

"Omurgalı hayvanlar" başlığı altında..

"Balıklar" başlığı vardı..

"Kurbağalar" başlığı vardı. 

"Sürüngenler" başlığı vardı.. 

"Kuşlar" başlığı vardı.. 

"Memeliler" başlığı vardı..

Ama eşref-i mahlukat olan "insan" yoktu..

“İnsan nerde” diye soracak olursanız..

"Memeli hayvanlar"ın içinde bir  alt başlık imiş..

Bu rezaleti 17 yıldır değiştiremeyen bir AK Parti karşımızda..

Biz yazıyoruz..

Haber yapıyoruz..

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yetkililerle görüşüyoruz..

Zaman zaman, konuşmalarında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iğnelemelerine şahit oluyoruz..

Ama ders kitaplarındaki pozitivist bakış açısını değiştiremiyoruz.

Ateist bakış açısına neşter vuramıyoruz..

Milli Eğitim Bakanlığı’na, dindar insanları oturtuyoruz..

Bürokratları alnı secdeli insanlardan seçebiliyoruz..

Talim Terbiye’ye..

Ders kitaplarını inceleyen komisyonlara..

Allah inancını içselleştirmiş bilim adamlarımızın atamasını yaptırabiliyoruz...

Ama ders kitaplarındaki o ateistliği sonlandıramıyoruz..

“İnsan”ı, hayvan olarak gösteren tasnifi değiştiremiyoruz..

Sonra içimizdeki insan kisveli bazıları, hamile kadının bulunduğu araca saldırıp, arabanın üzerine çıkıp tepindiği zaman..

“Bu ne hayvanlık” diyoruz..

Afedersiniz beyler..

O insanlara, daha arabanın üzerine çıkıp tepinmeden, ilkokulda onlara “Hayvansınız” diyenler sizsiniz..

Ders kitaplarında insanı hayvan olarak tanımlayanlar bizleriz..

Ne bekliyoruz, bu insanlardan?

İşte tam bu noktada, çağrım, “Gidişat iyi değil” diyenlere..

“Aidiyet hissim kalmadı” diyenlere..

“Artık susmayacağım” diyenlere..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, ders kitaplarındaki bu insanı hayvanlaştıran bakış açısından rahatsız olmadığını söyleyebiliyorsanız..

Ben de size katılayım..

Ama sizler de kabul edersiniz ki..

Ders kitaplarındaki ateistlik propagandasından, Darwinist felsefenin bilim diye yutturulmasından, yaratılış düşüncesine ters teorilerin tek bilimsel gerçeklik gibi öğretilmesinden en büyük rahatsızlığı, Tayyip Erdoğan duyuyor, rahatsız oluyor..

Ama değişmesini gerçekleştiremiyor..

Haydi, yeni arayış içinde olan abilerimiz, kardeşlerimiz..

Bir el versinler..

Bir omuz versinler..

AK Parti iktidarında bile, sürdürülen şu soytarılığa bir son verelim..

Evrenin kendiliğinden oluştuğu saçmalığını bize dayatanlara, “Haydi ordan”diyelim..

Gençlerimizin kafa karışıklıklarını önleyelim..

Küçücük çocuklarımızın bile, sorgulama anlamında takdir ettiğim, “Bizi Allah yarattı ise.. Peki Allah’ı kim yarattı” sorusunu okullarımızda cevaplamadığımızın vebalini içimizde hissedelim..

Bunu soran çocuklarımızın yaşı 7’dir, 8’dir, 9’dur..

“Sorguladıkları için” de, onları alınlarından öperim..

“Allah, yaratılmadığı için zaten Allah’tır. Yaratılmış olsa idi, zaten o da; başı olan, sonu olan, bizim gibi bir varlık olurdu” cevabımızı onlara veririz..

Ama ders kitaplarını yazan koca koca adamlara, kadınlara..

“Evren tesadüfen yaratılmıştır..” diyenlere cevap vermek için..

Bu materyalist felsefenin çocuklarımıza dayatılmasını engellemek için niye adım atmıyoruz?

“Evren tesadüfen yaratılmış ise, bu tesadüf niye bir defalık olmuştur? Niye başka tesadüfler olmamaktadır? Bir tesadüf ile, bu kadar ince bir planlama nasıl oluşmuştur, tabiattaki denge nasıl oluşabilmiştir” sorgulamalarını, ders kitaplarını yazan ateist kafalılara soramıyoruz..

Ama “İmam hatiplerin sayısı da çok fazla oldu.. Bu kadarı da biraz fazla”diyoruz..

Veya..

“İmam hatipteki öğrencilerin kafaları boş.. İmam hatip sayısına değil, niteliğine bakmamız lazım” eleştirilerini yapıyoruz.

“AK Parti iktidarı, maneviyatta ne yapmış ki?” diyebiliyoruz..

Haydi hodri meydan..

Sizler, taşın altına elinizi koyun..

Medya olarak biz sizlere destek verelim..

Bölerek değil, destek vererek..

Ümmeti parçalayarak değil, solcuların dayatmalarına karşı dik durarak..

Birbirimize çelme takarak değil, birbirimize omuz vererek, şu ateist yapılanmayı kıralım..

Ahmet Davutoğlu’nun da, bu çorbada suyu olsun..

Ali Babacan’ın da, bu çorbada tuzu olsun..

 El birliği ile, çocuklarımızı materyalizmden kurtaralım..

Ekonomi mi?

Teknoloji mi?

Huzur mu?

Refah mı?

Şu “hayvandan geldik” propagandasından kurtulalım..

Hayvanlaşmaktan kurtulalım..

Diğerleri çocuk oyuncağı sorunlar..

Çözeceğimiz sorunun yanında, devede kulak sorunlar!

ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU

Mehmet Şevket Eygi'nin Millî Eğitim Bakanına yazdığı açık mektubu:

"Sayın Millî Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk beyefendinin dikkatlerine,

Yük beygirine bol miktarda arpa, fındık, fıstık yedirseniz yine de yarış atı olamaz.

* Kalitesiz, vasıfsız bir elemanın maaşını iki, üç misline çıkartsanız, ondan iki üç misli hizmet ve randıman alamazsınız.

* Kavak ağacından mobilya, ev, kapı pencere yapılmaz.

* İnsanlar insan olmak bakımından adalet önünde eşittir ama ağaçları, kumaşları eşit değildir.

* Tahtası kıymetli olan gençler lisede ve üniversitede okutulmalıdır. Meşe, gürgen, kestane, tek ağacı, ceviz, akaju, abanoz.

* Kaliteli yün kumaş ile patiska veya kaput bezi bir olmaz. Patiskadan veya basmadan, terzi çok mahir de olsa güzel kostüm dikilmez.

* İlköğretimden sonra, okutulmaması gereken gençlerini lisede ve üniversitede okutan bir toplum iflah olmaz, necat bulmaz, yükselmez. Almanya’dan ibret alalım.

* Bir ülkenin, bir devletin, bir milletin istikbali eğitime bağlıdır. Eğitim iyi ise gelecek parlaktır, eğitim kötü ise gelecek karanlıktır.

* Kapısına okul tabelası asmakla bir bina okul olmaz.

* İhtişamlı okul binası iyi ve vasıflı okul olması için yeterli değildir.

* Okulu okul yapan dört temel unsur şunlardır:
Vasıflı öğretmen ve idareci kadrosu... Uygun ve üstün bir eğitim sistemi... Mükemmel ders kitapları... 
İstidatlı vasıflı, kumaşları kıymetli öğrenciler.

* Şu anda dünyada eğitim konusunda birinci olan iki ülke vardır: Singapur ve Finlandiya. Türkiye’nin bu iki ülkeden alacağı dersler vardır.

* Singapur ve Finlandiya eğitimde dünya birincisidir ama onların sistemleri Türkiye’ye uygun değildir. Zaten ikisinin sistemleri de birbirine benzemez.

* Japonya’yı Japonya yapan yazısının çok zor, okullarının mükemmel olmasıdır. Kolay alfabeler ve imlalar geriletir, tembelleştirir.

* Kitap ismi: Arabî Harfleri Terakkimize Mâni Değildir. 
Yazarı: İstanbul Üniversitesi profesörlerinde Avram Galanti.

Bu zat ondan fazla lisan biliyordu.
Türkiye eğitimi Kemalist ideoloji üzerine değil; millî kimlik, millî kültür, evrensel değerler üzerine kurulu olmalıdır.

* Ders kitapları mükemmel olmayan bir eğitim sistemi vasıflı kuşaklar yetiştiremez.

* Bu ülkenin ismi Türkiye’dir, lisanı Türkçedir; liselerinde zengin edebî yazılı Türkçe öğretemeyen eğitim sistemi ve okullar boştur koftur, bir işe yaramazlar.

* Fransa’da lise mezunu bir genci düşünelim. Bu genç, 1928’den önce yayınlanmış Fransızca kitapları okuyamıyor. 1927’de vefat etmiş büyük dedesinin Fransızca mezar kitabesini okuyamıyor, yine 1928’den önceki aile arşivini, mektupları okuyamıyor. Orada böyle bir şey düşünülebilir mi? Böyle bir cahillik mazur görülebilir mi?

* Liseler hem bilgi ve kültür kazandırır, onun yanında ahlak ve karakter terbiyesi verir, üçüncü olarak da güzellik, sanat, estetik boyutu. Bizim eğitimimizde üçü de yoktur.

* Liselerde estetik, güzellik, sanat boyutu kazanamayan nesiller, ülkelerini çirkinleştirir.

* Ahlak aksiyon boyutu güdük nesiller ülkeyi yolsuzluklar ülkesi haline getirir.

*Bitirme sınavı olmayan lise, lise değildir.

* Eskiden Türkiye’de sıkı zorlu lise bitirme imtihanları yapılıyordu. Bunu kazandıktan sonra ayrıca olgunluk (bakalorya) imtihanları vardı.

* Dünyanın belki de en önemli örnek koleji olan Eton’da niçin kız erkek karışık karma eğitim yapılmıyor? Eğitim ile cinsellik birbirine karıştırılmamalıdır.

* Birleşik krallığın en büyük bölgesi olan Britanya’da 1944’ten bu yana, her gün derslere başlanmadan önce okulun şapelinde (kilisesinde) ayin ve ibadet yapılmaktadır.

* Laik Fransa’da, çok başarılı Katolik liseleri vardır.

* Laik Fransa’da Müslümanlar İslam mektepleri açmıştır ve onların İbn Rüşd (Averroes) lisesi geçen sene (bir ankete göre) ülkenin dördüncü başarılı lisesi olmuştur.

* Dünyanın bütün medenî, ileri ülkelerinin liselerinde çok güçlü bir felsefe eğitimi verilmektedir. (Psikoloji, mantık, ahlak, metafizik, estetik.)

Liselerinde genç kuşaklara mantık kültürü kazandıramayan bir ülke mantıksızlıklar içinde boğulmaya mahkumdur.

İngiltere’yi İngiltere yapan Eton koleji ve benzeri liselerdir.

* Liseler serserilik, itlik, hergelelik, züppelik, şımarıklık, külhanbeylik, soytarılık kabul etmez. Liseli delikanlılar küçük beyefendi, kızlar küçük hanımefendi olmalıdır.

* Liselerde cinsel serbesti kabul edilemez.

* Liseler bütün mezunlarına bitişik güzel el yazısı, kaligrafi öğretmelidir.

* Test sınavları sağlıklı değildir. Mutlaka kompozisyon sınavı yapılmalıdır.

* Türkiye’nin, eğitim ve okullar konusunda dünya birincisi olması için ipe sapa gelir, dört başı mamur, efradını cami ağyarını mani mükemmel bir plan program yapılmalı, proje hazırlanmalıdır. Dünya ikinciliği bile kabul edilemez. Singapur yapabiliyor da biz niçin yapamayacakmışız.

* Üniversite tercihlerinde öğretmenlik, eğitimcilik başta gelmelidir. Mühendis, doktor, hukukçu, idareci olamıyor, çar nâ çar öğretmen oluyor. Bu bir faciadır, rezalettir, intihardır.

* Bugünkü ideolojik eğitim sisteminin tâmiri, ıslahı mümkün değildir. Yepyeni bir eğitim sistemi kurmak gerekir.

* Şifahî kültürle eğitim işleri düzelmez, düzeltilemez.

* Üç yüz kelimelik sokak, çarşı pazar, günlük iletişim Türkçesiyle eğitim olmaz.

* Klasik Türkçenin en büyük edibi ve şairi Fuzuli’dir. Liselerimiz genç nesillere Fuzulî Divanını, manasını anlamak ve kıraatinden zevk almak şartıyla okutmalıdır.

* Liselerimiz genç nesillere tarih kültürü kazandırmalıdır.

* Gençlerimizin en az onda biri girişimci olmalı, hayata atılınca kendi işini kurmalı, başkalarını istihdam etmelidir.

* Liselerde hukuk, sanat, mimarlık, şehircilik kültürü kazandırılmalıdır.

* Liselerde İstanbul ahlakı, kültürü, nezaketi, kibarlığı, efendiliği öğretilmelidir.

* Liselerimizde arivist yetişmemelidir.

* Edebî sosyal kültüre sahip olmayan bürokratlar, teknokratlar ülkeyi batırır.

* 1868’den 1912’ye kadar Osmanlının en güçlü lisesi Galatasaray Sultanisinde Müslüman öğrencilerin beş vakit namazı okul camiinde, okul imamının ardında cemaat ile kılmaları mecburî idi. Okul camii şu anda kapalı spor salonu olarak kullanılmaktadır. Konferans salonunun altındadır. Çini mihrabı kontrplakla örtülmüş, üzeri boyanmıştır. Minberi 1924’de vandalca parçalanmıştır. (Galatasaray lisesi camii 1924’e kadar açık kaldı, o tarihte kapatıldı, izci salonu, sonra depo, en son kapalı spor salonu yapıldı.)

* Türkiye Müslümanlarına İslam lisesi açma hürriyeti, izni, imkanı, fırsatı verilse bile açamazlar. Bu iş birlik ile, yazılı medenî kültür ile olur. Bu iki şey Müslüman kesimde yoktur. İstisnalar kuralı bozmaz.

* Devletimiz bir Türk Eton Koleji açmalı mıdır? Açabilir mi?.. Mutlaka açmalıdır ama böyle bir okulun müdürü, idarecileri ve öğretmen kadrosu yoktur. Vasıflı öğrencileri de yoktur.

* Eğitim meselesi Türkiye’nin bir numaralı meselesidir. Bunu çözemezsek ülkemizin, devletimizin, halkımızın geleceği parlak olmaz. Hattâ (ağır konuşacağım) ayakta bile duramayız."

Mehmed Şevket Eygi 27.10.2018